Müzik ve Yemek İlişkisi

911

Belki de bir çoğunuzun çoktan dikkatini çekmiş olan bir konudan bahsetmek istiyorum: yemek ve müziğin ilişkisi. Yemekle ilgili yazılmış şarkıları anlatacağımı zannetmiş olabilirsiniz, hatta komik şarkı sözlerinden de bahsedebilirdim; ama hayır, şu an konumuz bilim. 

Sizi bilmiyorum ama ben yemek yerken müzik çalmasını genellikle oldukça rahatsız edici buluyorum. Sanki müzik dikkatimi dağıtıyormuş ve yemeğe odaklanamıyormuşum gibi hissediyorum. Bu yazıyı yazmaya oturunca sonucunda öğrendiklerim benim için çok açıklayıcıydı. Restoranlardaki yüksek sesli müzikleri şikayet etmelerim, anneme sık sık radyoyu kapattırmalarım sonunda bilimsel bir temele oturmuş gibi hissettim.

Müzik ve Yemek İlişkisi Üzerine Çalışmalar

Müzik ve Yemek İlişkisi 6

Müziğin kişinin psikolojik davranışları üzerindeki etkisi, bilimsel olarak defalarca incelenmiş ve incelenmeye devam ediyor. Yeme-içme tercihlerimiz de bu davranışlardan bazıları. Bir sürü araştırmaya göre, yemek esnasında tercih edilen müziklerin her biri ayrı önem taşıyor. İyi müzik; yemek yerken kulağa hoş gelecek nitelikte hafif; bir restoranda yiyorsanız masanızdaki konuşmaları yan masalara taşımayacak kadar tempolu; bunların yanında iştah açacak kadar da eğlenceli olmalı. Arka fonda çalan her müzik, yemek yeme anımıza doğrudan etki edebiliyor. Mekânda geçirilen vakitten ürün satışına, restoranların reklam videolarının akılda kalıcılığından içtiğiniz şarabın tadına kadar her noktaya dokunabiliyor.

South Florida Üniversitesi’nde bu alanda araştırmalar yapan Dr. Dipayan Biswas, kafelerde çalan müziklerin sesinin yüksekliğinin, hangi yemeği seçtiğimizde etkisi olduğunu iddia ediyor. Yüksek sesli müziğin stresi artıran bir etkisi olduğu için (böyleymiş), insanların stresliyken tatlı, tuzlu ve yağlı yemekleri daha albenili bulduğunu söylüyor. Yani yüksek ses=stres=sağlıksız beslenme arzusu. Araştırmaya göre 80 desibelin üzerindeki müzik tatlı ve yağlı yemek seçme ihtimalimizi %20 arttırırken 55 desibelden düşük sesler, daha dikkatli ve duyarlı olmamızı, sonuç olarak daha sağlıklı yemekler seçmemize yol açarmış.

Oxford Üniversitesi’nden Prof. Charles Spence’in de bu konuda ilginç yorumları var. Araştırmasının sonunda tiz seslerle “tatlı” tatları daha güçlü algıladığımızı ortaya koymuş. Hayal edin: unsuz, şekersiz kek yaptınız ve tadı arkadaşlarınıza çok yavan geldi… Lezzetini arttırmak için özel olarak tiz sesler ile bestelenmiş bir şarkı koyuyorsunuz ve birden herkes kekinize bayılıyor?! Bu araştırmanın yeme içme, özellikle de sağlıklı yaşam furyasına nasıl etkileri olacak yıllar içinde hep beraber göreceğiz. 

Müzik ve Şarap Arasındaki İlişki

Prof. Charles Spence’in bir başka iddiası da şu ki, doğru müzik ve şarap eşleştirmesi ile şarapların tadının artırılması mümkün. Örnek olarak; 

  • Tatlı şaraplar sabit ritimli, yavaş tempolu ve yüksek perdeden piyano içeren müziklerle dinlenmeli. Örneğin Chopin’in Waltz No. 2 Op. 64 eseri ve Riesling üzümü.
  • Yüksek tanenli Cabernet Sauvignon kırmızı şarabı seviyorsanız punk rock tercih edilebilir. Mesela Muse’dan Exogenesis: Symphony şarkısı.
Müzik ve Yemek İlişkisi 4

Beverages dergisinde yayınlanan başka bir çalışma ise, şarap ve müzik arasındaki paylaşımda duygusal ilişkilerin olup olmadığını, ve bu ilişkilerin bir kişinin şarap-müzik deneyimini yönlendirip yönlendirmediğini incelemeyi amaçladı. Bu çalışma için tamamen tempo, anahtar ve enstrüman bakımından değişen üç klasik müzik parçası ile tümü vücut, asidite ve tanen seviyelerinde değişiklik gösteren üç kırmızı şarap seçildi.

Genel olarak, bu kısa çalışma, şarap ve müzik hakkında zaten bilinenleri ve bazı şarkıların belirli şarap türleri ile “iyi gittiğini” doğruladı. Ek olarak sonuçlar duyguların, en azından kısmen, müzik ve şarap eşleştirmelerinde tercihimizi etkilediği fikrini destekledi. Başka bir deyişle, insanların şarap ve müzik parçasının benzer duygular uyandırdığı bir şarap-müzik eşleştirmesini tercih etme olasılığı çok daha yüksek.

Araştırmanın detaylarını ve spesifik eşleştirmelerin nasıl sonuçlandığını okumak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

Mekanlarda Doğru Müzik ve Yemek Eşleştirmesi

Mekan sahipleri için fayda sağlayabilecek birkaç tüyo daha var. Hızlı tüketime uygun fastfood mekanlarında hareketli müzikler tercih etmek daha başarılı satış yapılmasını sağlıyor. Fine dining mekanlarında ise hızlı yaşamı andırmayan sakin, enstrümental müziklere yer verilmesi öneriliyor. Uzun sürecek sohbetle birlikte tercih edilen yemeklerde rahatlatıcı etki yaratan müzikler kişiyi yumuşak ve keyifli tutuyor. Ayrıca kahvaltı saatlerinde de benzer şekilde kişiyi uyandığında huzurlu kılacak daha düşük tempolu müzikler tercih edilirken, akşam yemeklerinde mekâna göre hareketli, yüksek sesli müzikler satışı arttırmak için ideal olabiliyor.

Hatta 2015 yılında Barbara Werner, “Musical Pairing” adıyla patentini aldığı matematiksel bir formül kullanarak müziği yiyecek ve içeceklerle eşleştirmenin bir tekniğini geliştirmiş ve bunun üzerine “Müzikal Eşleştirme: Müzik ile Yemeği Harmanlama Sanatı” adında bir kitap da yazmış. Werner’in tekniğinde her yemeğe protein, sosunun içeriği, pişirme yöntemi ve baharat seviyesine göre bir “besin eşleştirme numarası” veriliyor. Şarkılar da tür, enstrüman, ve tempodan oluşan bir “müzik eşleştirme numarası” alıyor. Numara aynıysa, kendinize bir yemek ve şarkı eşleştirmesi yapmış oluyorsunuz!


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close
Your custom text © Copyright 2020. All rights reserved.
Close